Çatışma Kavramı


Çatışma Kavramı


Çatışma, çeşitli anlamlarda kullanılan bir kavramdır. Toplumsal bir olgu ola­rak antropoloji, ekonomi, sosyoloji, psikoloji, yönetim ve siyasal bilim dallarında ele alınan çatışma değişik anlamlar kazanmıştır. Çatışma; şiddeti, yok etmeyi, in­sanlıktan uzaklaşmayı, barbarlığı, uygar düzeydeki kontrolün kaybedilişini, man­tıksızlığı gösterdiği gibi; macerayı, yeniliği, gelişmeyi, açıklamayı, yaratmayı ve diyalektik düşünmeyi de gösterebilir (Aydın, 2010).

Çatışma sadece insanlara özgü bir olay değildir. Tüm canlılar yaşamlarını de­vam ettirebilmek için sürekli olarak çevreleri ile mücadele etmek ve yeri geldiğin­de çatışmak zorundadırlar. Bir canlı organizma, yaşamsal nitelikte bir ihtiyacını tatmin etmek istediği zaman, bir engelle karşılaştığında sıkıntı ve bunun doğur­duğu gerginlik olayı meydana gelmektedir. İnsanlar bakımından da çatışma gerek fizyolojik ve gerekse sosyopsikolojik ihtiyaçlarının tatminine engel olan sıkıntıla­rın meydana getirdiği gerginlik halleridir (Eren, 2010: 363).

Bireyler, gruplar ve örgütler amaçlarını gerçekleştirmek için çalışırken diğer bireyler, grup ve örgütler ile etkileşim halindedirler. Bu etkileşim sürecinde taraf­lar arasında ilişkilerde ve etkinliklerde uyuşmazlıklar çatışmayı doğurur. İki veya daha fazla kişi veya grup arasındaki çeşitli kaynaklardan doğan anlaşmazlığa çatış­ma denir. Çatışma kaynaklar, güç, statü, inançlar, çıkarlar ve diğer isteklere sahip olma çekişmesi olarak görülebilecek toplumsal bir süreçtir (Demirtaş, 2002: 28).

Birey, grup ve toplumsal ilişkilere bağlı olarak yaşanacak ya da yaşanabilecek çatışmaları insan yaşamının dışına çıkarmak, ortadan kaldırmak adeta olanak­sızdır (Johnson ve Johnson, 1996). Ne kadar çaba sarf edilirse edilsin, çatışmanın tümüyle ortadan kaldırılması zordur. Böylesi bir iletişim sorunu ortaya çıktığında yapılması gereken, çatışmanın ortadan kaldırılmaya çalışılmasından ziyade, nor­mal karşılanması gereken bir durum olarak görülerek, bireysel veya örgütsel amaç­lara hizmet edecek; gereksinimleri kabul edilebilir düzeyde karşılayacak; ilişkileri yapıcı, olumlu ve geliştirici bir düzeye taşıyacak bir ortam oluşturmaktır. Çünkü çatışma, değişim ve gelişimin başlangıcı olabildiği gibi; bireylerarası sağlıklı ilişki ve anlayışların gelişmesi, yaratıcı düşünce ve fikirlerin ortaya çıkması, doğru ka­rar verme ve performans artışını sağlar.

Bireysel, örgütsel ve toplumsal yaşamın gerçeği olarak her zaman karşımıza çıkan çatışma; bireyin kendi içinde ve diğer bireylerle ilişkilerinde; grup içinde veya gruplar arası ilişkilerde; toplumsal ilişkilerde; amaç, duygu, düşünce, değer ve inançlarda uyumsuzlukların olduğu veya zıtlıkların yaşandığı her durumda karşı­mıza çıkan evrensel bir kavramdır (Artan, 2002: 201). Hızlı ve dinamik bir işleyişe sahip toplumsal yaşamın her alanında yaşanan değişim ve gelişimle birlikte, kişisel gereksinim ve beklentilerdeki artış ve farklılaşmalar, kişilerarası çatışmaları da beraberinde getirmektedir. Toplumsal yaşamda yer alan bireylerin kendi içinde veya aralarında, geçimsizliğin, uyuşmazlığın, uyumsuzluğun ortaya çıktığı bir etkileşim süreci olarak görülen etnik çatışma durumu; farklı gereksinim, değer ve beklentilerden, geçmiş ya­şantılardan, çatışma ortamı ve sürecinde uyumsuzluk ve gerginliklerin ortaya çı­kardığı engellemelerden, yaşanan kaygılardan, husumet veya olumsuz dışavurum­lardan kaynaklanabilmektedir.

Çatışma, aynı ya da karşıt olan eşdeğer iki durumdan birini seçmek zorunda kalan bireyde görülen kararsızlık, uyuşmazlık (Başaran, 1992; 2008) olarak görülürken; diğer bir tanımda çatışma; bir karşı koyuş, karşılıklı ve olumsuz bir ile­tişim biçimi, grup veya örgütsel uyumu bozucu durumlar olarak algılanmaktadır.

Çatışmanın Anlamı Üzerine


Çatışma çok değişik ortam ve düzeylerde ortaya çıkmakla birlikte genel an­lamıyla "bir seçeneği tercih etmede bireyin ya da bir grubun güçlükle karşılaş­ması ve bunun sonucu olarak karar verme mekanizmalarında bozulma" diye de tanımlanabilir (Can, 2011). Tercihlerde zorluk yoksa kişi ya da grup kolayca karar verebilecek ve bir çatışma olmayacaktır. Çatışma bireyin kendi tercihlerinde, iki ya da daha çok kişilerin tercihlerinde ya da grupların tercihlerinde farklılıklar bi­çiminde ortaya çıkar. En basit sevme ya da nefret olayından, iki kişi arasındaki anlaşmazlıklar, gruplar arası rekabet, grev ve ülkeler arası uyuşmazlıkların hepsi çatışma örnekleridir. Aynı seçenekler üzerinde birleşememek ya da anlaşamamaktan doğmaktadır. Birey iki şeyden birini tercih etmede güçlükle karşılaştığında bir çatışma söz konusudur. İki bireyin ise algıları ve kişilikleri farklı olduğu için her konuda anlaşmaları mümkün değildir. Aynı şekilde grup içinde, gruplar ve bölümler arasında, hatta birer açık sistem olarak çevre ile sürekli ilişkide olan ör­gütler ve toplumlar arasında aynı seçenekler üzerinde her zaman uyum sağlamak olanak dışı olduğundan hangi düzeyde olursa olsun çatışma kaçınılmazdır.

Çatışma bireysel bakımdan tanımladıktan sonra onun örgütlerde taşıdığı an­lam; "Bir örgütte çatışma, bireyler ve grupların birlikte çalışma sorunlarından kay­naklanan ve normal faaliyetlerin durmasına veya karışmasına neden olan olaylar" olarak ifade edilebilir (Eren, 2010).

Bütün bu tanımlarda farklılıklar görülebileceği gibi ortak noktalar da vardır. Çatışma ile ilgili tanımlar analiz edildiğinde, çatışmanın üç unsuru olduğu görü­lebilir. Bunlar;

·        Çatışmaya giren birey,

·        Grup ya da örgüt,

·        Çatışmaya neden olan olay, konu, nesne vb.,

Çatışma sonucunda ortaya çıkan durumdur. Bu üç unsurdaki farklılıklar çatışma tanımlarındaki farklılıkları doğurur ve çatışma türlerini ortaya çıkarır.


Comments

Popular posts from this blog

Johnson'ın Çatışma Ve Sorun Çözme Stratejisi

Graf Analize Göre İletişim Çatışmaları

Kazan - Kaybet Yaklaşımı